top of page

Neden Birbirimize İhtiyacımız Var?İnsanın İnsana İhtiyacı: Ruhsal Gelişim ve Duygusal Düzenleme Bağlamında İlişkisellik

  • hdemiray56
  • 1 gün önce
  • 2 dakikada okunur


İnsan, doğası gereği ilişkisel bir varlıktır. Buna karşın bireyci söylemler, insanın başkalarına ihtiyaç duymasını sıklıkla bağımlılık, zayıflık ya da işlevsel yetersizlik bağlamında ele almaktadır. Oysa psikodinamik, bağlanma kuramı ve kişilerarası nörobiyoloji perspektifleri, insanın insana ihtiyaç duymasını patolojik bir durumdan ziyade ruhsal gelişimin ve psikolojik işlevselliğin temel bir bileşeni olarak değerlendirmektedir.


Gelişimsel açıdan bakıldığında, insan yavrusu dünyaya yoğun bir biyolojik ve duygusal bağımlılık hâliyle gelir. Duygusal düzenleme kapasitesi doğuştan hazır değildir; bu kapasite, bakım verenle kurulan erken dönem ilişkiler aracılığıyla kademeli olarak gelişir. Bebek, yüksek düzeyde uyarılma ya da stres yaşadığında kendi kendini yatıştıramaz; duygusal regülasyon, bakım verenin eş-regülasyonu yoluyla sağlanır. Bu süreçte dışsal olarak deneyimlenen düzenleyici ilişki, zaman içinde içselleştirilerek bireyin öz-düzenleme becerilerinin temelini oluşturur.


Bu bağlamda, psikolojik literatürde sıkça vurgulanan “kendine yetebilme” kavramı, yanlış yorumlanmaya açıktır. Sağlıklı özerklik, kimseye ihtiyaç duymamak anlamına gelmez. Aksine, ihtiyaçlarını tanıyabilen, bu ihtiyaçları uygun ilişkiler içinde ifade edebilen ve karşılık bulabildiğinde ilişkiye girebilen bireyler, daha sağlam bir benlik yapılanması geliştirebilmektedir. Dolayısıyla bağımsızlık, ilişkiden kopuşla değil; güvenli ilişki deneyimlerinin sürekliliğiyle mümkün hâle gelir.


Nörobiyolojik araştırmalar, insan sinir sisteminin kişilerarası bağlamda işlediğini ortaya koymaktadır. Güvende hissetme, duyguların tanınması ve karşılık bulması; otonom sinir sisteminin düzenlenmesinde belirleyici rol oynar. Başka bir insanın varlığı, ses tonu, yüz ifadesi ve duygusal tepkileri, bireyin fizyolojik uyarılma düzeyini doğrudan etkileyebilmektedir. Bu nedenle kişilerarası ilişkiler yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda biyolojik bir düzenleyici işleve sahiptir.


Gözlemler, “kimseye ihtiyacım yok” şeklindeki söylemlerin her zaman işlevsel bir güçlülüğe işaret etmediğini göstermektedir. Bu ifade, çoğu zaman erken dönemlerde karşılanmamış ya da görmezden gelinmiş duygusal ihtiyaçların sonucunda gelişen bir savunma örüntüsü olarak değerlendirilebilir. İhtiyaç duyduğunda yeterli karşılık bulamayan birey, zamanla ihtiyaç duymamayı öğrenir. Bu öğrenme, kısa vadede incinmeyi azaltan bir korunma işlevi görse de uzun vadede duygusal izolasyona ve ilişkisel kopukluklara zemin hazırlayabilir.


İhtiyaçların bastırılması, ihtiyaçların ortadan kalktığı anlamına gelmez. Aksine, bu ihtiyaçlar çoğu zaman bedensel belirtiler, duygusal donukluk, kişilerarası mesafe ya da tekrarlayan ilişki sorunları şeklinde dolaylı olarak kendini göstermektedir. Terapötik süreçlerde iyileştirici olan, ihtiyacın inkâr edilmesi değil; onun tanınması, adlandırılması ve güvenli bir ilişki bağlamında ele alınabilmesidir.


İnsanın insana ihtiyacı olması, bağımlı ilişkilerin meşrulaştırılması ya da bireysel sorumluluğun devredilmesi anlamına gelmez. Sağlıklı ilişkiler, karşılıklı sınırların korunduğu ve öznenin kendi psikolojik alanını muhafaza edebildiği bağlamlarda gelişir. Bu tür ilişkiler, bireyin ruhsal dayanıklılığını artırırken benlik bütünlüğünü de destekler.


Sonuç olarak, ruhsal gelişim yalnızca bireyin içsel süreçleriyle açıklanamaz. Psikolojik işlevsellik, kişilerarası deneyimlerle şekillenen dinamik bir süreçtir. İnsan, insanla temas ettikçe duygusal kapasitesini genişletir; yaşantılar anlam kazanır ve yalnızlık yerini bağlanmaya bırakır. Klinik ve kuramsal veriler, insanın insana ihtiyacının patolojik değil; insan olmanın yapısal bir gereği olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.


Kaynakça


Bowlby, J. (1988). A Secure Base: Parent-Child Attachment and Healthy Human Development.

Schore, A. N. (2012). The Science of the Art of Psychotherapy.

Siegel, D. J. (2010). The Developing Mind.

Van der Kolk, B. (2014). The Body Keeps the Score.

 
 
 

Yorumlar


© 2025 Tüm Hakları Ufuk Danışmanlık Merkezi Tarafından Saklıdır. Tasarım ve Kurulum YamanOF

bottom of page